GASTRONOMİ VE ESTETİK İLİŞKİSİ: BİR LİTERATÜR TARAMASI

Rabia Nur Aksu
Rabia Nur Aksu

GASTRONOMİ VE ESTETİK İLİŞKİSİ: BİR LİTERATÜR TARAMASI

Rabia Nur Aksu
1289 Görüntüleme
20 Aralık 2022 07:52
Son Güncelleme: 20 Aralık 2022 07:52

ÖZET

Güzellik kavramı insanın doğası gereği ilgi duyduğu, farklı düşünürlere göre belirlenmiş sayısal oranlarla açıklanan diğer yandan iyi ve doğru olanla da bağdaştırılan önemli bir tartışma konusu olagelmiştir. Estetik, güzeli açıklayan ve yansıtan, mantık ile benzer ancak hakikat yerine güzeli arayan bir kavramdır. Gastronomi ile estetiğin ilişkisi geçmişten günümüze pek çok kez ele alınmıştır. Bu çalışmanın amacı gastronomi ve estetik ilişkisini literatür taraması ile ortaya koymak ve estetik kavramının gastronomi alanındaki yansımalarını açıklamaktır. Yemek de estetik de insan deneyiminin sınırlılıkları çerçevesinde gelişmiş, kazanılmış ve öğrenilmiş olgulardır. Kültürlere ve bireylere göre değişken olan iki olgu insanın güzeli ve güzel görüneni aramasındaki devamlılık sonucunda birleşmiştir. Beş duyu organı ile  algılanabilen gastronomik ögeler pragmatist (faydacı) estetik anlayışına uyarak sanat olarak değerlendirilebilmektedir. Estetik algılamalar, yiyeceğin lezzetinin olumlu algılanmasını ve daha fazla tercih edilerek daha çok ödeme yapılmaya istekli olunmasını sağlamaktadır. Böylece estetik gastronomik deneyimleri şekillendirmektedir.

Anahtar Kelimeler:Gastronomi, Estetik, Sanat, Sunum.

ABSTRACT

The concept of beauty has become an important topic of discussion that people are interested in by nature, which is explained by numerical ratios determined according to different thinkers, and on the other hand, it is also associated with what is good and right. Aesthetics is a concept that explains and reflects the beautiful, similar to logic, but seeks beauty instead of truth. The relationship between gastronomy and aesthetics has been discussed many times from the past to the present. The aim of this study is to reveal the relationship between gastronomy and aesthetics with litetature scanning and to explain the reflections of the concept of aesthetics in the field of gastronomy. Food and aesthetics are also developed, acquired and learned phenomena within the framework of the limitations of human experience. Two phenomena that are variable according to cultures and individuals have merged as a result of the continuity of people's search for beauty and what looks beautiful. Gastronomic elements that can be perceived by the five sense organs can be considered as art in accordance with the pragmatist (utilitarian) understanding of aesthetics. Aesthetic perceptions provide a positive perception of the taste of food and a willingness to be paid more by giving more preference. Thus, aesthetics shapes gastronomic experiences.

Keywords:Gastronomy, Aesthetics, Art, Presentation.

Giriş

İnsanı, diğer canlılardan ayıran ve bugünkü konumuna getiren en önemli özelliklerinden biri, gerçekte var olmayan şeyleri hayal edebilmesi ve bunu anlatabilmesidir. Modern Sapiens yaklaşık 70 bin yıl önce  kazandığı, geçmiştekinden daha nitelikli olan konuşma becerisi, alet yapma becerisi, plan yapma ve yalan söyleme becerisi gibi becerileri beraberinde getiren beyinsel gelişimi sayesinde iş birliği yapmayı öğrenmiştir. Bu becerilerin sonucunda insan ırkı gelişmeye başladığı gibi aynı zamanda güzellik algısı, estetik, sanat ve sanat eserleri oluşmaya başlamıştır (Harari, 2015). Hayranlık uyandıran, beğenilen ve yüksek bir estetik değeri ifade eden aynı zamanda iyi ve doğru olan ile de bağdaştırılan güzellik kavramının insanlar tarafından ele alınması bu gelişimin sonucunda gerçekleşmeye başlamıştır. Yemeğe estetik anlam yükleme çabasının da bu zamandan sonra filizlendiğini, insanın güzel olan ile güzel olmayanı ayırt edebilmesindeki yeteneğinin hem rutin hem sıra dışı bir deneyim olan yemek çerçevesinde de gerçekleştiğini söylemek mümkündür (Uçuk & İlhan, 2021).

Günümüz düşünürleri, sanatı estetiğin uygulanabilir bir yansıması olarak ifade etmektedirler. Sanatın olmazsa olmazlarından biri olan estetik, insanlara haz veren, hoş hisler uyandıran, duyulur algının hissedilmesi şeklinde ele alınan bir kavramdır (Özer, 2013). Gastronomi ise çoğu araştırmacı tarafından estetikle iç içe olduğu bilinen sanatın yansıtılabildiği bir alan olarak görülmektedir. Örneğin mutfağa dair uygulamalar, toplumların kültürlerini ifade edebildikleri diğer sanatlar gibi (heykel, dans, resim...) kültürlerin yansıtılmasında etkin bir alandır (Davis & McBride, 2008). Diğer yandan tüketmenin fizyolojik gerekliliğinin dışında, insanın var olmayanı hayal edebilme yeteneği yeme-içme eylemine farklı bir kapı aralayarak hem bilimle hem sanatla ilintili olan gastronomiyi ortaya çıkarmıştır. Haykır (2021)’a göre yemeğin estetik değerinin oluşmasında etkin rol oynayan, kültür unsuru gibi başka faktörler de vardır.

  Gastronomi Kavramı ve Estetik Kavramı

Gastronomi, kelimedeki eklerine bakıldığında mide yasası- mide bilimi anlamına gelmekle birlikte hazırlık ve tüketim gibi yiyecek ve içecek ile ilgili olan tüm aşamaları kapsamaktadır. Sosyal dünya içinde ideolojik, politik ve kültürel pek çok alan ile de iç içe bir kavramdır. Daha geniş ifade edildiğinde gastronominin gıda ile ilişkin elde edilmiş çok yönlü bilgi birikimi olarak tanımlanması mümkündür (Saatçı, 2016). Günümüz gastronomi anlayışını başlatan eylemler en sık 1700’lü yılların sonuna doğru gerçekleşmiş, Paris’te açılan ilk restoran ile yemek yeme eylemi fizyolojik ihtiyaçların karşılanmasının ötesine geçerek bilime ve sanata konu olmuştur (Dilsiz, 2010). Öyle ki gastronomi kelimesi ilk olarak bir şiirin adında görülmüştür; Archestratus’a ait bu şiir aynı zamanda ilk yemek kitabı olarak da kabul edilmektedir (Algün, 2016).

Estetik sözcüğü duyulur algı-duyum anlamına gelen ve Grekçe bir söz olan aisthesis sözünden türemiştir. Dolayısıyla estetik duyulur algı kapsamında sağlanan bilgi ile alakalı bir bilim olarak düşünülmektedir. Alexander G. Baumgarten’in (1714-1762) estetik çözümlemesine göre estetik ile mantık birbirine benzer iki kavramdır. Estetiği mantığın ikiz kız kardeşi olarak ifade eden Baumgarten’e göre mantığın hakikati ve doğru olanı araştırdığı gibi estetik güzelliği ve güzel olanı araştırmaktadır. Diğer yandan estetik yalnızca güzel olan  ile ilişkili olarak değerlendirildiğinde kavram eksik açıklanmış olacaktır. Yüce, naif (çocuksu), zarif, ilginç, komik, ve hatta çirkin kavramı da estetiği oluşturan değerlerin içine girmektedir ve en az güzellik kavramı kadar etkilidir. Ancak güzellik ile insan arasında güçlü bir bağ vardır; insan güzel olandan hoşlanmakta ve ona karşı haz duymaktadır. Güzellik kavramının amacının insana haz vermek olduğu düşünüldüğünde, estetik güzellikten ziyade haz çerçevesinde değerlendirilmektedir (Tunalı, 1998). Haz ile estetiğin ilişkisi doğrultusunda bakıldığında, yiyeceklerin ve içeceklerin tatlarının ve görünüşlerinin yarattığı haz sebebiyle gastronomi estetik ile ilişkili bulunmaktadır. Gastronomi, kapsam alanı yalnızca tüketmek ile sınırlı olmayan bir süreç olarak değerlendirilmektedir. Günümüzde gıdalar iki türe ayrılarak; sanayi sonrası bilgilendirici gıdalar ve estetik değere ve içeriğe sahip olanlar şeklinde ele alınmaktadır (Allaire, 2004).

Gastronominin Estetik Çerçevesinde Algılanması

İlk çağlarda insan, doğada görülenlerin benzerlerini yapmayı ve bu şekilde aslında karşısında gücünün çok sınırlı olduğu doğaya üstünlük sağlamayı amaçlamıştır. Böylece sanatın temelleri atılmış ve uzun yıllar boyunca sanat doğadan ilham almıştır (Sipahi, Ekincek & Yılmaz, 2017). Platon’a göre “güzel” ölçü ve uyum ile alakalı iken Aristoteles, güzeli büyüklüğün ve düzenin birleşimi olarak ifade etmiştir (Bozkurt, 1992). Antik Çağda güzellik genel olarak oran ile ilişkilendirilmiştir. Leonardo Da Vinci’nin altın oran kavramı ideal insan vücudunu sembolize etmektedir. Vitruvius Adamı isimli çizimde oranlarla belirtilen ideal insan bedeni  dikkate alındığında Antik Çağda ve özellikle Orta Çağda gıdaların da oransal olarak kusursuz servis edilmesinin amaçlandığı görülmektedir. Bu dönemde, hazırlanan tüm yemeklerin renklerine, dokularına, biçimlerine ve sergilenişlerine kadar dikkatli bir şekilde kusursuz oran yakalanmaya çalışılmıştır (Coelho, 2009).

Günümüzde de oran kavramının gastronomi alanında önemli olduğu bilinmektedir. Özellikle prezantasyon aşamasında tabakların boyutu, rengi, dokusu gibi özellikler beğenilme düzeyine ve lezzetin algılanmasına katkı sunmaktadır. Aynı şekilde yiyeceklerin tabağın tam merkezine yerleştirilmesi, sivri kısımlarının dışa bakacak şekilde konumlanması, boyutunun makul bir düzeyde olması gibi hususlar da oran açısından güzelin ve estetik olanın algılanmasına örnek gösterilmektedir (Haykır, 2021).

Gastronominin sanat olarak ele alınması ile ilgili tartışmalar, Aristoteles’in katarsis kuramı üzerinden açıklanmaktadır. Şöyle ki, eser karşısında bireyin ruhunu doyurması, duyguların tatmini ve ardından gelen hoşnutluğa bağlı soyut bir deneyimi ifade eden katarsis kuramı, mutfak uygulamalarının kısa ömürlü olması ve zihinde yarattığı soyut etkilerin yanı sıra vücutta somut bir takım etkilere de (kilo alma, doygunluk vb.) neden olduğundan gastronomiyi güzel sanatlardan ayırmaktadır (Kaplan, 2012). Ne var ki sanat anlayışı çeşitli akımlarla sürekli olarak  biçim değiştirmiş, yansıtma ve soyut algılama anlayışından sonra  1970’lerin başlarında hipergerçekçi sanatçılar gerçekle yarışan eserler ortaya koymuşlardır. Bu benzetme ve gerçekçilik kavramı gastronomi alanında yiyeceklerden yapılan heykeller, şeker hamuru figürleri, çikolatadan inşa edilen nesneler gibi uygulamalar ile kendisini göstermektedir (Sipahi vd., 2017). Öte yandan, yemek için durum biraz daha karmaşıktır. Güzel kavramı estetiği, estetik ise sanata dair unsurları beslemektedir. Yemekte estetik kavramının var olabilmesi için tat, koku ve görselliğin bir arada bulunması gerekmektedir. Güzel-estetik olan yemeğin değerlendirilebilmesi için o yemeğin güzel bir kokuya sahip olması, güzel bir tada sahip olması, güzel bir ortamda güzel bir şekilde sunulması gibi kriterler, yeterli olmasa da olmazsa olmaz kriterlerdendir (Harvey, McMeekin & Warde, 2004).

Estetik kavramının kabul edilmesinde ve güzel olanın ayırt edilmesinde etkin rol oynayan bazı parametreler vardır. Haykır (2021) gerçekleştirdiği bir çalışmasında, incelenen pek çok araştırmanın bulgularına dayanarak kuramsal bir model oluşturmuştur. Sanatsal esinlenme, duyuların transferi, çevresel psikoloji, yiyecek korkusu ve kültür kavramı gibi unsurlar yiyeceğin estetik olarak algılanmasında, beğeninin oluşmasında ve güzel algısının ortaya çıkmasında etkin rol oynamaktadır. Buna göre yiyeceklerin estetik kavramına uyum sağlaması için tabak tasarımında renk, şekil, boyut, doku, denge-düzen ve hammadde unsurları etkin rol oynamaktadır. Sünnetçioğlu ve Doğdubay (2017) yaptıkları bir araştırmada pazarlama kapsamında bireyselleştirilmiş yemek deneyimini oluşturan bileşenleri tanımlamayı amaçlamışlardır. Uygulanan anketin sonucunda estetik boyut -tabak, yemek, mekan ve ambiyans estetiği- saptanan bileşenlerden biri olmuştur. Buradan, gastronomi alanında satın alma motivasyonunu etkileyen bir unsur olarak da estetiğin önemli olduğu çıkarılmaktadır.

James ( 1842-1910) estetik deneyimin bir parçası olarak bedende oluşan bir takım reaksiyonlara değinmiştir. Haz veren güzelliğin gözlerin dolmasına, iç ürpermesi ve sıcak basmasına, göğüste sancı hissedilmesine neden olduğunu söyleyen James estetiği insan psikolojisine dayandırmaktadır (Yıldırım, 2013). Yemeğin estetik olarak algılanmasında belirli kısıtlılıklar mevcuttur. Örneğin yiyeceklerin doğada oldukları renkten farklı olarak sunulması yiyecek korkusuna sebebiyet vererek deneyimi estetikten uzaklaştırabilmektedir. İlk defa tüketilen yiyeceklerde rutin yeme alışkanlıklarından ne kadar uzak bir durum söz konusu ise yiyeceği tüketme isteği azalmakta, yiyeceğe dair korku oluşmakta lezzetin algılanması olumsuz yönde etkilenmektedir (Cooke, 2006;Zellner vd., 2010). Gastronomi alanında yemeğin estetize edilmesindeki başarı, tüketicinin bunu ne kadar kabul edebildiği, kültürel özellikleri ve algılayış biçimi ile ilgilidir. Yiyeceklerin fizyolojik tepkimeye girmeleri sebebiyle, iyi hazırlanmış bir tabak tasarımında kullanılan renkler ve sıra dışılık, bazı durumlarda yiyecek korkusuna sebep olabilmektedir (Zellner vd., 2010).

Gastronomiyi de etkisi altına alan sanat akımlarından biri Fütürizmdir. Bu hususa göre, fütürizm geçmişteki tüm estetik değerleri reddetmektedir. Gastronomi kapsamında adeta bir başkaldırış olarak kendisini gösteren bu akım geleneğe ve kurallara karşıdır. Fütürist yemekler uyumsuz tatların birleşimiyle elde edilen çarpıcı yiyecekler olarak ifade edilmektedir. Örneğin ançüezin ve muzun birlikte servis edildiği, tatlı ile tuzlunun karıştırıldığı, hayal gücünü harekete geçiren bu yemekler aslında geleneksele oldukça bağlı olan İtalyan mutfağına karşı oluşturulmuştur (Formis, 2014). Burada kültür faktörünün estetik anlayışına olan etkisinden bahsetmek mümkündür. Estetik çoğu zaman güzel olanı alışılmış ve kabul edilebilen değerler çerçevesinde yansıtmaktadır. Yemek ile alakalı görsel özellikler bireylerin sahip oldukları kültürel özellikler çerçevesinde olumlu ya da olumsuz değerlendirilebilmektedir (Zhang & Seo, 2015). Dağınık olarak hazırlanan tabakların Amerikan ya da İtalyan kültüründe hoş karşılandığı ancak Japon kültüründe derli toplu ve düzenli tabak tasarımlarının daha fazla tercih edildiği görülmektedir (Mak vd., 2017). Yemeğin sunuluşunda estetik olgusu yansıtılırken kültürel değerler göz önünde bulundurulmalıdır. Nitekim İtalyan mutfak kültürüne tepki olarak doğan fütürist mutfak anlayışı başarılı sonuçlara ulaşamamış ve kısa sürede unutulmuştur.

Almanya’daki akademisyenler arasında başlayan, günlük yaşamın içerisinde yer alan estetik değerler konusundaki araştırmalarda gastronominin doğal olarak estetik olduğu sonucuna ulaşılmıştır ve verilen örneklerden biri yemeğin belirli görgü kuralları çerçevesinde yeniliyor olmasıdır (Teil & Hennion, 2004). Estetiğe dair yargıların oluşması, insanların tüm yaşamları boyunca kazandıkları deneyimler ile ilişkilidir. Bu bağlamda estetik ve gastronomi ilişkisinin kazanımsal bir süreç olduğunu söylemek mümkündür. Çocukluk döneminden yetişkinliğe uzanan bu sürecin sonucunda bireyler kendi estetik algılarını oluşturmaktadırlar. Geçmiş deneyimler her zaman yenilecek olan yiyeceği belirlemese de yenilen yiyeceğin beğenilme oranına etki etmektedir. İnsanın yaşamakta olduğu dünya ve görebildiği sınırlı çevreler ile estetik algıları şekillenmektedir. Yemek deneyimleri de estetik algıları gibi bilgiler doğrultusunda sınırlıdır ve her ikisi de güzel olana erişmeyi amaçlamaktadır. Dolayısıyla yemek ve estetik hem sınırlılıkları hem de varmak istedikleri nokta sebebiyle benzerlik göstermektedir. Yemek de tıpkı estetik gibi duyusal ve algısal bir deneyimdir (Benson, Redfern & Cox, 2001; Uçuk & İlhan; 2020).

Yemek sanatsal esinlenme ile hazırlandığında daha çekici ve daha lezzetli algılanabilmektedir. Sanatın varlığındaki estetik algısı burada yemeğe yansımaktadır. Bu konuda gerçekleştirilen pek çok araştırmadan biri Michel ve arkadaşları (2014) tarafından gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında 3 adet tabak hazırlanmış ve bu tabaklardan biri Moskovalı ressam Kandisky’nin 201 numaralı tablosundan esinlenilerek hazırlanmıştır. Sanat eserinden esinlenerek hazırlanan tabağın katılımcılar tarafından daha çok beğenildiği, aynı ürünlerle hazırlanmış olsa da daha lezzetli bulunduğu ve daha fazla ücret ödemek istedikleri görülmüştür (Zellner vd., 2010).

Şekil 1: Kandisky’nin 201 Numaralı Tablosu ve Hazırlanan Tabak.

Kaynak: https://www.npr.org/sections/thesalt/2014/06/25/325189711/kandinsky-on-a-plate-art-inspired-salad-just-tastes-better (E.T. 19. 12. 2021).

Günümüz dünyasında gastronomi, tüketici ile yemeklerin sunum biçimlerinin veya sunulduğu ambiyansın son derece önemli olduğu yeni anlayışları beraberinde getirmektedir. Yemek stilistliği ve yemek fotoğrafçılığı gibi yeni meslek gruplarının doğmuş olması, sanatın estetik değerinin gastronomi bağlamında yer edindiğini göstermektedir. Günümüzde sanat; düşünceyi eylemi ve yaşamı ifade etmektedir. Pragmatist (faydacı) estetik anlayışına göre 5 duyu organıyla algılanabilen gastronomi, sanat olarak değerlendirilebilmektedir (Sipahi vd., 2017). Diğer yandan tat almak sözü mecaz anlamıyla estetik algıların ifade edilmesinde, estetik özelliklerin fark edilerek özümsenmesinde kullanılmaktadır (Kaplan 2012).

Yiyeceklerin birbirlerini destekleyen dokularda olduğu (her yiyeceğin yumuşak dokuda ya da sert dokuda olmaması, dengeleyici dokuların birleştirilmesi), renk çeşitliliğinin sağlandığı, birbirleriyle uyumlu tatlara sahip ürünler ile birleştirilerek sunulduğu, tabak seçiminin yiyeceğe uygun tercih edildiği, ortamın ambiyansının ve servis edilişinin uygunluğu, yiyeceğin kokusu, tabaktaki yeri (genellikle merkezde olduğunda daha çok beğenildiği görülmektedir) gibi faktörler de estetik değerin oluşmasında önemlidir. Aynı zamanda pazarlama unsuru olarak yemeğin estetik ölçüye uygun görünümünün, tüketiciyi daha fazla ödeme isteğine, tekrar tercih etmeye ve önermeye, yemek fotoğrafları çekerek bunları sosyal medyada yayınlamaya teşvik ettiği görülmektedir (Böyükyılmaz & Yaman, 2018).

Sonuç

Gastronomi ve estetik kavramı, insanın dünyayı güzeli arayacak ve isteyecek biçimde algılamaya başlamasıyla filizlenmiştir. İnsanın olmayanı hayal edebilme yeteneği sayesinde sanat ve sanat eserleri oluşmuş aynı zamanda temel fizyolojik ihtiyacı olan yeme-içme faaliyetinde de sanatın yansıtılmasını sağlamıştır. Antik çağdan günümüze sanat anlayışı çerçevesinde gastronomik uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Estetik kavramı yalnızca güzellik ile ilgili olmayıp diğer yandan kültürel ve demografik pek çok özelliğe göre kabul edilmektedir. Estetik ve yemek, algılama ile alakalı duyuları kapsamaları sebebiyle ortak noktada buluşmaktadırlar. Pragmatist estetik anlayışına göre gastronomi bir sanattır. Diğer yandan yemekteki estetik unsuru pazarlama aracı olarak tüketicilerin beğeni motivasyonu olabilmektedir. Yapılan araştırmalar estetik çerçevesinde sunulan yiyeceklerin daha çok beğenildiğini, daha fazla ödeme isteği ile birlikte daha lezzetli bulunduklarını göstermektedir. İnsan doğası güzeli aramaya meyillidir ve estetik ile yemek hem felsefi açıdan hem somut açıdan açıkça ilişkilidir.

 

KAYNAKLAR

Algün, V. (2016). Gastronomik bir öğe olarak üzümün görsel sanatlardaki biçimleri: Sosyo-kültürel ve tarihsel bir inceleme (Yayınlanmamış yüksek lisans tezi).Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Gaziantep.

Allaire, G. (2004). Quality in economics: a cognitive perspective. İçinde: Harvey, M., McMeekin, A., Warde,A. (Eds), Qualities of food (s. 61-93). Manchester: Manchester University Press.

Benson, J., Redfern, B., Cox, J. R. (2001). Approach to aesthetics: Collected papers on philosophical aesthetics by Frank Sibley. Oxford: Oxford University Press.

Böyükyılmaz, S., & Yaman, M. (2018). Mutfak sanatlarında göstergebilimin tabak sunumlarına yansımaları. Uluslararası Turizm, Ekonomi ve İşletme Bilimleri Dergisi (IJTEBS) E-ISSN: 2602-4411, 2 (2), 253-259.

Coelho, V. (2009). Food presentation. http://www.slideshare.net/rohitmohan754/chapter-03-food-presentation. Erişim tarihi: 23.11.2021.

Cooke, L., Carnell, S., & Wardle, J. (2006). Food neophobia and mealtime food consumption in 4–5 year old children. International Journal of Behavioral Nutrition and Physical Activity, 3 (14), 1-6.

Davis, M., & McBride, A. (2008). The State of American Cuisine. http://fernandoharo.com/articles/moderncuisine/jbf_state_of_american_cuisine.pdf. Erişim Tarihi: 23.12.2021.

Dilsiz, B. (2010). Türkiye’de gastronomi ve turizm: İstanbul örneği (Yayınlanmış yüksek lisans tezi).  İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.

Doğdubay, M., & Sünnetçioğlu, A. (2017). Bireyselleştirilmiş yemek yeme deneyimi boyutlarının belirlenmesi üzerine bir araştırma. Journal of Gastronomy and Travel Research, 1 (1), 12-25.

Formis, B. (2014). Eating as an aesthetic experience. Value Inquiry Book Series, 275, 169-183.

Harari, Y.N. (2015). Hayvanlardan tanrılara sapiens: İnsan türünün kısa bir tarihi. (E. Genç, Çeviri). İstanbul: Kolektif Kitap.

Harvey, M., McMeekin, A., & Warde, A. (2004). Qualities of Food. Manchester: Manchester University Press.

Haykır, M. (2021). Tabak tasarımı ve tüketici yemek davranışı ilişkisi: Kuramsal bir model önerisi. The. Journal of Tourism and Gastronomy Studies, 9 (2), 1356-1378.

Kaplan, D. M. (2012). The philosophy of food. Berkeley: University of California Press.

Mak, A. H. N., Lumbers, M., Eves, A., & Chang, R. C. (2017). The effects of food-related personality traits on tourist food consumption motivations. Asia Pacific Journal of Tourism Research.22 (1), 1-20.

Özer, G. (2013). Wabi Sabi estetiği ve Japon seramik sanatına etkileri. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü.

Saatcı, G. (2016). Kültürel Miras Olarak Gastronomi. H. Yılmaz (Ed.). Bir İletişim Biçimi Olarak Gastronomi, içinde (s. 3-40). Ankara: Detay Yayıncılık.

Sipahi, S., Ekincek, S., & Yılmaz, H. (2017). Gastronominin sanatsal kimliğinin estetik üzerinden incelenmesi. Journal of Tourism and Gastronomy Studies, 381, 396.

Teil, G., Hennion, A. (2004). Discovering quality or performing taste? A sociology of the amateur. İçinde: Harvey,M., McMeekin, A., Warde,A. (Eds), Qualities of food (s. 61-93). Manchester: Manchester University Press.

Tunalı, İ. (1998). Estetik. İstanbul: Remzi Kitabevi.

Uçuk, Ç., & İlhan, İ. (2021). Gastronom perspektifinden estetik ve yemek. Aydın Gastronomi (5) 1, 35-44.

Yıldırım, İ. (2013). İdealist estetik ile pragmatist estetik anlayışlarının karşılaştırılması. (Yayımlanmamış Doktora Tezi). Ankara: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Zellner, D. A., Lankford, M. Ambrose, L. & Locher, P. (2010). Art on the plate: Effect of balance and color on attravtiveness of, willingness to try and liking for food. Food Qualitiy and Preference. 21, 575-578.

Zhank, B., & Seo, H. S. (2015). Visual attention toward food-item images can vary as a function of background saliency and culture: An eye-tracking study. Food Quality and Preference, 41, 172-179.

Yorum Yazın